Kitabın Adı: Bazıları Kalbini Dinler
Yazar: Victoria Van Tiem
Sayfa Sayısı: 377
Yayınevi: Parodi Kitap
Tür: Romantik
•
Bir ses böler tüm düşüncelerini.
Bir ses. Ne cılız ne de susacak gibi.
Umutsuzluğun sessizliğine eşlik ederken o hep konuşur!
“Vazgeçme!”
Olmaz, dersin.
“Olur!”
İstemiyorum, dersin.
“İstiyorsun!”
Sus, dersin. Sadece sus.
Tüm örselenmişliğine inat son çırpınışıdır yüreğinin sana söylediği.
Bin defa söyler: Beni dinle.
Milyon defa: Asla aşktan vazgeçme.
Son kez atacağını bile bile: Onu seviyorsun.
•
5 günlük bir okuma sürecinin ardından nihayet kitabı bitirdim ve yorumunu yazıyorum. Okuduğum her kitabın yorumunu bloğuma girmiyorum ama bu kitabı bitirdikten sonra uzun yorumunu buraya yazma ihtiyacı hissettim. Öncelikle, kapak çok şeker. Canım okumak istemediğinde bile kapak beni kendine çekip kitabı okutuyordu. Parodi bu konuda gerçekten çok iyi! Kitabın konusu sıradan sayılabilir. Üniversitede ayrıldığı sevgilisiyle, genç bir kadın olduğunda ve nişanlandığında tekrar karşılaşıyor. Daha sonra nişanlısını yeterince sevmediğini ve hala eski sevgilisini sevdiğini düşünüyor. Bir nevi aşk üçgeni diyebiliriz. Bu kitaptan daha farklı bir konu beklemiyordum açıkçası, beklediğim gibi bir konu çıktı. Yine de kitap kötü değildi. Yazarın anlatımı çok düzdü ve tasvire (betimleme) neredeyse hiç rastlamadım. Dümdüz yazıp geçmiş, bunu da ilk romanı olmasına veriyorum. Basit bir anlatımı olduğu için su gibi akıyor kitap ama ben birkaç gün okuyamadığım için 5 günde ancak bitirebildim. Kitapta dikkatimi çeken ve kimi zaman kabak tadı vermeye başlayan bir olaydan bahsetmek istiyorum; filmler. Kitabı okuduysanız veya şu an okuyorsanız ne demek istediğimi muhtemelen anladınız. Kensington ve Shane’nin üniversitede izledikleri romantik komedi filmleri, kitabın hemen her sayfasını esir almış. Yok işte ‘Vivian burada şöyle yapmış’, ‘Ah, bu falan filmden Robert’ın repliği!’ vs. O kadar çok filmden bahsediliyor ki olaya yabancı kalmış gibi hissettim. Kabak tadı vermeden biraz dozunda bahsedebilirdi yazar filmlerden, diye düşünüyorum. Beni en çok rahatsız eden buydu sanırım. Ayrıca Shane Bennett, yani Kensington’ın eski sevgilisi çok tatlı bir karakterdi, aşık etti resmen. Eğer olur da ikinci kitap çıkar ve ben de alırsam, büyük ihtimalle Shane için alırım. Zaten bu tarz bir kitaba da Shane gibi romantik bir karakter yakışırdı. Bradley, Tonya ve Clive’ı hiç mi hiç sevmedim, oraya hiç girmeyelim. Bazı zamanlar Kensington’ın yaptığı aptalca hareketler oldu, ona da bazen sinir oldum. Fakat bir düşününce, Kensington iki erkek arasında kalıyor ve bazen saçmalaması gayet normal. O yüzden bunun üzerinde de çok durmadım. Sonu beklediğim gibiydi. Ya mutlu son olacaktı, ki öyle oldu ve tam tahmin ettiğim gibi çıktı, ya da kötü son olacaktı. Kötü sonla ilgili bir teori de oluşturmuştum ama o tutmadı, diğer teorim tuttu. Aslında kötü bitmesini isterdim. Neden diye soracak olursanız, kötü sonlar beni kitaba daha çok çekiyor ve daha çok beğenmemi sağlıyor ve bu kitaba kötü son yakışırdı. Sonuç olarak, romantik seviyorsanız bu kitabı da seversiniz belki. Özellikle önerdiklerim arasında değil ama almak istiyorsanız da almayın demem.
3/5 ⭐️










